Öz güven nedir?

Öz güven birçok şeyin temelidir. Öz güvenli insanlar kendileri ile barışık olan insanlardır.

Öz güvenli olmayan insanlar ise benlikleri ile çatışma yaşayan ve bunun sonucunda hayat yolunda hem mutluluk hem de başarı anlamında, iyi bir hayat yaşamakta zorluk çekenlerdir.

Öz güveni doldurulması gereken bir depo olarak düşünebilirsiniz. Bu deponun dolu olması durumunda net kararlar verebilir, tercihlerinize sahip çıkabilir ve en önemlisi aynaya baktığınız kişiyi sevebilirsiniz.

Özetle öz güven bir düşünme ve hissetme biçimidir, hayatınızı derin şekilde etkileyecek bir duygu durumu.

Özgüvenin temelleri

Özgüvenin 3 başlıca temeli vardır.

Birinci ve belki de en önemli temeli öz- değer’ dir. Ben özümden, var oluşumdan dolayı zaten değerliyim duygusunu benliğinde yaşayanlardır.

Kişinin kendini salt varlığından dolayı değerli hissetmesi ile oluşan bir duygu durumu olarak tarif edilebilir. Kişi kendi değerini dışsal faktörlere bağlar ise kariyer, elde ettikleri, görünüşü, çevresi gibi, değerini kendi öz varlığından değil mesajını verir bilinç altına.

Kendini kötü hisseder, herkese kendini ispat etme çabası içine girer, kendini savunma ihtiyacı doğar. Kendi eleştirel iç sesi ise, kendini hunharca eleştirir; devamlı sevilmez olduğunu, iyi şeylere layık olmadığını söyler durur, çünkü iç benliğinde değersiz olduğuna karar vermiştir peşinen.

Çok yorucu bir durumdur, çoğunlukla bireyin farkında dahi olmadığı, benlik dışı gerçekleşir.

Narsisizm ve utangaçlık kişinin bu değersizlik duygusunu kapatma, saklama çabası sonucu ortaya çıktığı bilinmektedir.

Zamanla kişi kendi kendinden uzaklaşır ve kendi değerinin belirleyicisi olarak dışsal faktörlere bağımlı yaşamaya başlar.

Özgüvenin ikinci temeli ise öz-yeterliliktir. Ben hayata karşı hangi problem ile karşılaşırsam karşılaşayım çözebilecek yeterlilikteyim hissidir. Kişi kendini hayata karşı yeterli olduğunu hisseder.

Öz yeterliliği yüksek insanlar hata yapmaktan, yargılanmaktan korkmuyor çünkü hata yapmanın öğrenmenin doğal bir süreci olduğunu biliyor.

Hayata karşı kendini yeterli hissetmeyen çocuk veya yetişkin denemiyor, peşinen yenilgiyi kabul eden kişiler oluyorlar. Genellikle tembellik ederek yetersiz oldukları hissini bu şekilde maskelemeye çalışırlar.

Öz-yeterliliği düşük insanlar bazen de mükemmeliyetçilik ihtiyacı geliştirirler. Bu da tembellik gibi aynı şekilde iç benlikte kendilerini rahatsız eden ve bastırmak istedikleri ‘’ben yeterli değilim’’ duygusundan kaçınmak içindir. Her zaman her şeyi mükemmel yapmak mümkün olmadığından, bu kişiler çok sık mutsuz olma ve depresyon nöbetleri geçirme riski taşırlar.

Özgüvenin üçüncü temeli ise öz-erkliktir. Bu kişiler hayatta karşı otonom bir tutum sergilerler. Kendi kararlarını verebilirler. Özgüveni düşük insanlar ise karar vermekte güçlük çekerler ve birilerinin onların yerine karar vermelerine muhtaç bir şekilde yaşarlar.

Özetle; Özgüvenli kişi;

  • Ben özümden dolayı değerliyim,
  • Hayata karşı yeterliyim,
  • Kendi kararlarımı verebilirim diyebilen bir kişidir.

Özgüvenli çocuk nasıl yetiştirilir?

Çocuklar özgüvenli doğarlar ve anne babalarından aldıkları ilgi ve koşulsuz sevgi ile ‘’ben değerliyim’’ düşüncesine sahip oluyorlar. Güveni özlerinden, var oluşlarından alırlar.

Fakat maalesef büyüdükçe anne ve babalarının verdikleri bazı yanlış mesajlar sonucunda ‘’sen değerli değilsin, özün değerli değil’’ sonucuna varıyorlar.

Çocuklar da benim özüm, olduğum halimle değerli değil isem, o halde güvenimi özümden değil, başka bir şeyden almalıyım çıkarımı yapıyorlar.  Zihinlerinin bilinç altına değersizlik duygusu yerleşir ve tüm hayatına negatif yönde etki eder.

Peki anne ve baba nasıl olurda senin özün değerli değildir mesajı verir?

Anne ve babalarımız şüphe yok ki bizi çok severler ve iyiliğimizi isterler; fakat aynı zamanda çok eleştirir, başka çocuklar ile karşılaştırır, ‘’Komşunun çocuğu çok başarılı, sen değil; sen kaç aldın, arkadaşın kaç aldı? Sınıf ortalaması ne idi?’’ gibi yorumlar ile aslında çocuğu çalışmaya motive etmeye, hırslandırmaya çalışırlar. Fakat çocuğa giden mesaj başkadır ‘’Sen beni olduğu gibi kabul etmiyor, değiştirmek istiyorsun!’’ dur.

Ödül ve fazlaca övgü ile motive edilen çocuklar, ailelerin isteklerini gerçekleştirerek ödül ve övgü peşinde koşmaya alışırlar ve maalesef yine yanlış bir mesaj alırlar ‘’Ben annemin isteğini yaparsam ödülü ve övgüyü hak ederim, yoksa etmem!’’

Zorla yemek yedirilen çocuklara verilen mesaj ise ‘’Sen bedenini, aç olup olmadığını bilmezsin, ben bilirim!’’ dir.

Böylece çocukta değersizlik hissi başlar, ‘’Ben değerli değilim.’’ inancı oluşmaya başlar.

Tabii her anne ve baba için çocuğu değerlidir ve çocuklarını severler fakat çocuğu ile kurduğu ilişkide bu mesajların doğru gitmesi önemli. 

Kendi içinde değersizlik hissi yaşayan çocuk, değeri dışarıda aramaya başlar. Dünyanın en yorucu şeyi bir çocuğun annesinin, babasının sevgisini kazanmak için sürekli kendini ispatlamak zorunda kalmasıdır.

Öz güveni düşük olan çocuklarda, ben ne yapsam annemin takdirini kazanamayacağım düşüncesi ile boş vermişlik, tembellik, erteleme, bağımlılıklar gelişir. Hepsinin de özünde kendi değersizliğinden kaçma vardır.

Peki bir anne, baba olarak çocuğunuza değer verdiğinizin doğru mesajını nasıl vereceksiniz?

Buradaki kilit cümle öncelikle ‘Koşulsuz Sevgi’’dir, yargılamadan, eleştirmeden, karşılaştırmadan, küsmeden, ödüle boğmadan, doğru sınırlar ve tutarlı davranışlar ile.

Koşulsuz sevgi kavramını biraz açalım, yoksa çok klişe bir cümle gibi kalıyor.

Nedir? Ne değildir?

Seveceksin çocuğunu, ama sevgide doyuracaksın, koşulsuz seveceksin ‘’Benim dediğimi yaparsan seni severim.’’ demek sevgi değil ticarettir!

Severken, değiştirmeye çalışmayacaksın, gerçek sevgi ‘’Sen böyle iken de ben seni severim.’’ diyebilmektir. Olduğu gibi kabul edip sevmek!

Peki gerçek sevgiyi nasıl gösteririz?

Dinleyerek!  Bilinen en güçlü sevgi davranışı ‘’dinlemektir’’ ama anlamak için dinlemek.

Çocuğunu anlamaya çalışmak ve cankulağı ile kuşak farkına rağmen dinlemeye ve anlamaya çalışmak çocuğa ‘’ben değerliyim, dinlenmeye değer fikirlerim var’’ mesajı verilir.

Başarı Öz güven Yaratır mı?

Yazımın başında belirttiğim gibi öz güven bir depo gibidir, hayat yolunda dolar da boşalır da. Eğer işinizde, ilişkilerinizde ve hayatın birçok farklı alanında başarılar yakalarsanız öz güveniniz tazelenir; ancak başarılarınızın altında yeterlilik ve değerlilik hissiniz var ise.

Eğer başarınızın altında bu duygular yok ise, şansa başarılı olduğunuzu düşünüyorsanız tam aksine elde ettiğiniz başarı özgüvensizliğinizi örter, maskeler.

Çocuk, ergen, yetişkin ya da yaşlı olalım özgüvene çok ihtiyaç duyarız.

Çocuğun kapasitesi yüksek olsa bile, özgüvende sıkıntıları varsa denemiyor, denese de ilk hatada vaz geçiyor, mücadele etmiyor.

Bu sebeple çocuklarımızı yetiştirirken bilişsel gelişimlerine dikkat ederken, duygusal gelişimlerine de çok önem verelim.

Sevgiyle kalın,

Psk. Annamaria Genovesi

Detaylı Bilgi Almak için Formu Doldurabilirsiniz
* Doldurulması zorunlu alanlar